Değerli Okurlarım,
2025 yılı bitiyor…
2025 yılı kapanırken, aslında bir yıl değil; bir iç muhasebe defteri kapanıyor. Bu defterin sayfalarında sadece yaşananlar yok elbette. Susulanlar var, ertelenenler var, “sonra bakarız” deyip geçiştirilen ama içimizde birikenler var.
2025; acısıyla tatlısıyla geçti artık. Aynı zamanda bir ekonomik darlıkla da geçti.
Zihnimizi yoran, kalbimizi sıkan, umutlarımızı törpüleyen günlerle de geçti.
Bazen “nasıl dayanıyorum?” dediğimiz zamanalar olduğu gibi, bazen de “demek ki hâlâ ayaktayım” diye kendimize şaşırdığımız zamanlar da oldu.
Dünya’mızın hali Türkiye’mizin hâli ortada…
Herkes bir şekilde sıkıştı. Kimi cebinden, kimi ruhundan, kimi hayallerinden ödün verdi.
Ama işin bir de görünmeyen tarafı var sevgili kardeşlerim:
Biz bu yılı hakikaten yaşayarak öğrendik, bizzat yaşayarak tecrübe ettik.
2025 bize şunları öğretti:
– Her şey kontrolümüzde değil ancak duruşumuz bizim elimizde!
– Para azalınca insan azalmaz etrafınızda; bazen insan da artabilir!
– Zor zamanlar, kimin gerçekten yanımızda olduğunu gösterir!
– Sabır bir erdem değil, bir kas gibi çalıştıkça güçlenir!
2025 bize şunları çok net öğretti:
– İnsan en çok farkında olmadıklarının yükünü taşır!
– Yorulduğunu fark etmeyen insan tükenir!
– Üzüldüğünü inkâr eden insan sertleşir!
– Korktuğunu kabul etmeyen insan öfkelenir!
Sevgili Okurlarım,
Şimdi 2026’ya giriyoruz.
Yeni bir yıl değil sadece; yeni bir bakış kapımızı çalıyor.
2026’da asla bir mucize beklemeyelim. Böyle bir mucize beklentisinin içine düşürmeyelim kendimizi. Ama şuna gönülden samimiyetle bir niyet edelim:
Daha umutlu olalım. Daha sevgiyle bakalım. Daha şefkatli olalım. Birbirimize biraz daha insan olalım.
2026 yılında her şey bir anda düzelmeyebilir tabi ki. Ama biz düzelmeye kendimizden başlayabiliriz. Zihnimizi, dilimizi, kalbimizi yeniden düzenlemek için çalışabiliriz.
– Kendimize karşı daha merhametli olalım.
– Tepki veren değil, fark eden olalım.
– Her şeye yetişmeye çalışan değil, önceliklerini bilen olalım.
– Sürekli şikâyet eden değil, çözüm arayan tarafta duralım.
– Küçük kazanımları küçümsemeyelim.
– Herkesi anlamaya çalışırken kendimizi anlamayı ihmal etmeyelim.
– Ruhumuzu besleyen şeylere vakit ayıralım: yürüyüşe, sohbete, duaya, sessizliğe…
Ve en önemlisi sevgili okurum,
2026’da yük değil, yön değiştirelim. Herkesi memnun etmeye çalışmayı bırakalım. Herkesin yükünü sırtlanmayı bırakalım. Hayatla kavga etmeyi değil, hayatla yürümeyi öğrenelim.
2026’da biraz sadeleşelim. Düşüncede sadeleşelim. İlişkide sadeleşelim. Beklentide sadeleşelim.
Unutmayalım ki, ferahlık bazen şartların değişmesiyle değil, bakış açımızın değişmesiyle gelir.
Müreffeh bir hayat her zaman para değildir; huzur, anlam ve şükür de büyük zenginliktir. Elbette para önemsizdir diyemeyiz, ancak paranın da satın alamadığı değerlerin var olduğu bilincini kaybetmeyeceğiz. Paranın bir amaçtan ziyade araç olduğunu kendimize sıklıkla hatırlatacağız.
2026’ya girerken kendimize şunu söyleyelim:
“Ben elimden geleni yapacağım, gerisini hayata ve Allah’a bırakacağım.”
İşte o zaman emin olalım yol çok hafifler, kalbimiz daha da rahatlar.
Kıymetli Okurlarım,
Herkesin yeni yılını en içten en kalbi duygularımla kutlarken, 2026’nın daha farkındalık dolu, huzurun ve mutluluğun her zaman yanı başınızda olduğu, geçim sıkıntısını hiç yaşamadığınız, daha çok iyilik ve güzellikleri paylaştığınız bir sene olmasını dilerim.
Sevgi ve Muhabbetle,
Serkan Akkuş _ Yaşam Koçu