Değerli Okurlarım,
Hayatın içinde öyle zamanlar vardır ki insanın içi dolar, taşar hatta. Yaşadığı sıkıntıları, hayal kırıklıklarını, karşılaştığı zorlukları birilerine anlatmak ister. Çünkü konuşmanın kendisini rahatlatacağını düşünür. Elbette güvendiğimiz insanlarla dertleşmek iyidir, iyi gelir hepimize. Ancak günümüzde birçok insan çözüm bulmak için değil, sadece anlatmak için anlatıyor. İşte tam da burada farkında olmadan büyük bir hata yapıyoruz.
Her derdimizi herkese anlattığımızda, herkes hayatımıza müdahil olmaya başlar. Senin yaşadığın olayı senden daha iyi biliyormuş gibi konuşurlar. Birisi başka bir yol önerir, diğeri tamamen farklı bir şey söyler. Bir başkası korkularını kaygılarını büyütür. Bir diğeri ise moralini daha da bozar. Sonunda ortada onlarca fikir olur ama sen hâlâ aynı yerde durursun. Çünkü sürekli konuşmak, her zaman çözüm üretmez.
Hatta bazen insan, yaşadığı sorunu ne kadar çok anlatırsa o sorunun içinde o kadar fazla kaybolur. Her anlattığında yeniden yaşar, yeniden üzülür, yeniden yorulur. Sorunsa küçülmez; zihninde daha da büyür. Oysa hayatın bazı dönemlerinde yapılması gereken şey konuşmak değil, sakin kalıp düşünmektir.
Bir kahve alıp sessizce oturmak,
Kendinle baş başa kalmak,
Düşüncelerini duygularını dinlemek,
Ve ardından şu soruyu sormaktır: "Ben bu konuda ne yapabilirim?" İşte dönüşüm bu soruyla başlar.
Sevgili Okurlarım,
Çünkü insanın hayatını değiştiren şey şikâyetleri değil, attığı adımlarıdır. Birçok insan yıllarca aynı dertlerden bahseder. Aynı sorunları anlatır. Aynı kişilerden aynı tavsiyeleri dinler. Fakat hiçbir şey değişmez. Çünkü değişim, konuşmakla değil hareket etmekle başlar.
Bugün başarılı insanların hayatlarına şöyle bir baktığınızda ortak bir özellik görürsünüz. Sorunları vardır ancak yokmuş gibi yaşarlar. Bütün enerjilerini sorunları anlatmaya harcamazlar. Onlar enerjilerini direkt çözüme yönlendirirler.
Yağmur yağıyorsa gökyüzüne kızmazlar. Şemsiye ararlar. Yol kapanmışsa oturup kaderlerine küfretmezler. Yeni bir yol bulurlar. Düştüklerinde neden düştüklerini saatlerce anlatmazlar. Ayağa kalkıp yürümeye devam ederler. Hayat da tam olarak bunu ödüllendirir.
Sürekli yakınanları değil!
Sürekli mazeret üretenleri değil!
Hayat, sessizce mücadele edenleri ödüllendirir.
Bu yüzden herkesin fikrine ihtiyacın yok. Herkesin onayına ihtiyacın yok. Herkesin seni anlamasına da ihtiyacın yok. Bazen yapman gereken tek şey, zihnindeki gürültüyü susturup hedeflerine odaklanmaktır. Kahveni yudumla, derin bir nefes al, yapabileceklerine odaklan ve harekete geç! Çünkü hayat, konuşanları değil; çalışanları alkışlar.
Değerli Okurum,
Derdini büyüten insanlardan mümkün olduğunca uzak dur. Sana çözüm üreten düşünceler ve hedefler bul. Enerjini şikâyete değil daima ilerlemeye harca. Unutmayalım ki: Her kulağa anlatılan dert ağırlaşır; harekete dönüştürülen dert ise hafifler.
Sevgi ve Muhabbetle,
Serkan Akkuş – Sağlıklı Yaşam Danışmanı