Değerli okurlarım,
İnsan dünyaya konuşarak değil, ağlayarak gelir. Ve ilk kurduğu iletişim haliyle, bir söz değil; bir histir. Annenin kucağında duyulan güven, babanın bakışında hissedilen koruma,
bir gülüşte sezilen huzur. Demek ki iletişim, kelimelerden çok daha önce vardı.
Zaman geçer, büyürüz. Konuşmayı öğreniriz. Cümleler kurarız. Sesimizi yükseltir, alçaltırız.
Ama garip olan şu ki; çoğumuz konuşmayı öğrenirken anlamayı hep ihmal ederiz.
İşte tam da burada, iletişim dediğimiz o görünmez köprü ya sağlam kurulur
ya da hiç kurulmadan yıkılır.
Sevgili Okurlarım,
İletişim, iki insanın yalnızlığını birbirine emanet etmesidir. Söylediğini duyurmak değildir sadece. Söylenmeyeni de hissedebilmektir.
Bazen bir “Nasılsın?” sorusunun arkasına gizlenmiş çığlığı samimiyetle fark etmektir.
Bazen suskun bir insanın içindeki fırtınayı, tek bir bakıştan okuyabilmektir.
Bugün en çok neyi kaybettik biliyor musun?
Dinlemeyi! Sahiden dinleyebilmeyi!
Herkes konuşuyor.
Herkes anlatıyor.
Herkes haklı çıkma derdinde, değil mi?
Ama kimse gerçekten kulak vermiyor.
Oysa insanı iyileştiren şey, akıl vermek değil; anlaşıldığını bilmektir.
İyi bir iletişim; ilaçtır, şifadır, çözümdür aslında.
İyi bir iletişim; öfkeyi yumuşatır, mesafeleri kısaltır, kalpleri birbirine yaklaştırır.
Kötü bir iletişim ise; aynı sofrada oturan insanları bile birbirine yabancı yapar.
Bu yüzden insanlar arasındaki iletişim, bir teknik mesele değil; bir insanlık becerisidir.
Ses tonun, bakışın, suskunluğun, kelimelerin… Hepsi karşındakine tek bir mesaj verir:
“Ben buradayım. Ve seni önemsiyorum.”
Kıymetli kardeşim,
Eğer bunu verebiliyorsan karşı tarafa ister eşinle ister çocuğunla ister dostunla konuş fark etmez. Her cümle bağ kurar. Her kelime gönülde yer bulur. O yüzden bugün küçücük bir adım at. Konuşmadan önce dinle. Cevap vermeden önce anlamaya çalış. Bir insanı düzeltmeye çalışma; önce ona dokun. Çünkü insan, en çok anlaşıldığı yerde büyür, unutma!
Sevgi ve Muhabbetle,
Serkan Akkuş – Yaşam Koçu