Değerli Okurlarım,
İnsanız, bazen öksürürüz…
Durduk yere, hiçbir hastalık yokken, ciğerinin tam ortasında bir düğüm varmış gibi…
Sanki nefes, içeride bir yere takılmıştır da çıkmak için yol arıyordur. Öksürük dediğimiz şey bazen bir virüsün, bazen bir tozun, bazen de sadece birikmiş bir nefesin işaretidir. Ama tek başına hastalık değildir. Öksürük, içeride bir şeylerin yolunda gitmediğini haber veren bir semptomdur sadece. Yani beden “Bir şey sıkıştı, onu düzenlemem gerekli” der ve öksürürüz.
Aslında hayatta da tam böyleyiz, hayat da bize tam bunu fısıldar.
Bazen içimizde öyle sözler birikir ki sevgili kardeşlerim,
Söylenmemiş cümleler, yutkunulmuş kırgınlıklar, tutulmuş nefesler, daha neler neler…
Biriktirdikçe ağırlaşır, ağırlaştıkça içimize çöker. Ve biz farkında olmadan aklımızda ve ruhumuzda bir tıkanıklık oluşur.
Ne zaman ki beden öksürerek ciğerlerini temizler, keşke biz de ruhumuzun ciğerlerini öksürerek temizleyebilsek, diye düşünürüz de maalesef çoğumuz bunun için harekete geçemeyiz.
Kırılır, ses çıkarmaz; üzülür, içine atar; yorulur, belli etmez. “Boşver geçer” diye diye kendi içindeki birikintiyi bir tıkanıklığa dönüştürürüz. Oysa öksürük geçiştirilemez bir çağrıdır:
“Artık dışarı at, artık rahatla.” der bizlere.
Ruhumuzun öksürüğü de tam burada devreye girmelidir aslında.
Bazen bir insanı hayatımızdan nazikçe uzaklaştırmaktır.
Bazen bir düşünceyi zihnimizden söküp atmaktır.
Bazen bir alışkanlığa “buraya kadarmış” diyebilmektir.
Bazen de sadece içimizde biriken o yoğun duyguyu kelimelere döküp rahatlamaktır.
Çünkü öksürüğün gerçek amacı nefesi açmaktır. Nefesi açmak ise yaşamı açmaktır.
Kıymetli Okurlarım,
Eğer öksüremezsek ne olurdu?
Beden tıkanır… Nefes daralır…
İçeride biriken o küçük şeyler, zamanla büyük bir probleme dönüşürdü.
Ruh için de aynısı geçerli sevgili kardeşim.
İçimize attıklarımız, çözmediğimiz duygularımız, dile getiremediğimiz sıkıntılarımız…
Hepsi birikir, birikir, birikir… Sonra bir gün “Niye böyle kötü oldum?” diye sorarız kendimize.
Oysa zamanında öksürsek, her şey çok daha kolay daha farklı olacak.
Bir cümle kuracağız, bir karar vereceğiz, bir kapıyı kapatacağız veya bir kapıyı açacağız.
Belki o an biraz canımız yanacak. Ama nefes açılacak. Yaşam yeniden akacak.
Hayat, içimize doldurduğumuz ama dışarı atamadığımız fazlalıkları tutarak değil; gerektiğinde öksürebilerek yaşanır. Ruhun sağlığı da tıpkı beden gibi düzenli temizlenmek ister. Kırgınlığın varsa öksür. Düşünce birikmişse öksür. Yük ağır geliyorsa öksür. Yoksa tıkanırsın, yorulursun, soluksuz kalırsın.
Sevgili Kardeşim:
Öksürmek, kendini hayata yeniden bağlamanın bir yoludur. Öksürebilen insan nefesini de yaşamını da korur. Sen de öksürmemek için kendini zorlama artık, bırak öksür gitsin, tutma!
Bu hafta kendine bir iyilik yap:” İçinde biriktirdiğin o küçük “takılmaları” fark et.
Gerekiyorsa konuş, gerekiyorsa sus, gerekiyorsa uzaklaş, gerekiyorsa yakınlaş ama mutlaka ruhuna bir nefes boşluğu aç. “Öksürmen gereken” bir şey varsa ertelemeden, öksür…
İnsan, hayatı tıpkı ciğerleri gibi temizleyebilir; yeter ki öksürmesi gereken yerde susmasın. Öksürmek, içinde birikenleri dışarıya atabilme sanatıdır, bunu da hiç unutmasın.